Kuşku Mevsimi

Stephen King’in 1982 yılında yayınlanan ve novella (yani öyküden uzun romandan kısa olan) türünde kaleme aldığı Kuşku Mevsimi, uzun zamandır okumak istediğim bir kitaptı. Aynı zamanda okuduğum ilk King eseri olan Kuşku Mevsimi, üç ayrı hikayeden oluşuyor. Öğrendiğim kadarıyla orijinal baskı dört hikayeden oluşuyormuş ancak dördüncü hikaye bizde ayrı bir kitap olarak çıkmış. Adı da Ceset. Hatta bu hikaye 1987 yılında Stand by Me adıyla beyazperdeye de aktarılmış. Gelgelim kitabın yeni basımı şu an yok ve ulaşmak istesek ancak sahaflardan bulabiliriz. Ayrıca yayınevi, son baskısında kitabın adını Kuşku Mevsimi ve Esaretin Bedeli olarak değiştirerek ticari bir kaygı da gütmüş gibi. Kaldı ki orijinalinde hikayenin adı Esaretin Bedeli bile değil. Açıkçası ben de kitabı Esaretin Bedeli filmini çok sevdiğimden ve Stephen King’in orijinal hikayesini merak ettiğimden dolayı okumak istedim. Yine de her şeyin orijinal olarak kalmasını isterdim. Zaten okumak isteyen her türlü bulur ve okur diye düşünüyorum.

Yetenekli Öğrenci

Kitaba gelecek olursak, yukarda da bahsettiğim gibi kitap üç hikayeden oluşuyor. Bunlar; Yetenekli Öğrenci, Esaretin Bedeli ve Solunum Metodu. Yetenekli öğrenci, Todd Bowden adındaki başarılı bir öğrencinin asıl adı Kurt Dussander olan ve Amerika’ya geldikten sonra Arthur Denker adını kullanan eski bir Nazi savaş suçlusuyla olan hikayesine odaklanıyor. Todd, yaşlı Dussander’i gerçekte kim olduğunu fark etmesiyle beraber geçmişte yaşanan olayları anlatmaya zorlar. Dussander, başta yakalanma ihtimalinden dolayı yaşanılanları anlatmaya başlar. Ancak geçmişte, savaş döneminde yapılan ve yaşananları anlattıkça kendinde bir şeylerin değişmeye başladığını fark eder. Nitekim Todd da artık eskisi gibi olamayacaktır. Ben hikayeyi beğendim. Oluşturduğu karakterlerin gerçekçiliği beni mest etti.

Esaretin Bedeli

Esaretin Bedeli’ne gelecek olursak hikaye, birçoklarının bildiği gibi Andy Dufresne’in suçsuz yere Shawshank hapishanesine girişini ve sonrasında yaşananları anlatıyor. Hikayeyi filmde olduğu gibi kitapta da her şeyi sağlayabilen adamın yani Red’in ağzından dinlemek çok güzeldi.  Dufresne’in 27 yıllık hapishane sürecinin, filmdeki hikayeden biraz farklılık gösterdiğini gördüm. Bu farklılıklar öyle hikayenin seyrini değiştirir türden değil. O yüzden bu durum beni memnun etti. Elbette filmin hikayeye kattığı derinlik çok fazla. Filmin bu denli başarılı olmasının sırrı da budur belki. Hikayenin sonu geldiğinde hüzünlenmedim dersem yalan olur. Filmini defalarca izlediğim hikayenin nihayet kitabını okumak bana ayrı bir keyif verdi.

Solunum Metodu

Son hikaye diğer iki hikayeye göre biraz kısaydı. Hikaye, David Adley adında 70’li yaşlarında New York’un önemli hukuk bürolarından birinde çalışan bir adama ait. Patronu David’i sadece ihtiyar bir grup adamın geldiği bir kulübe davet eder. Kulüpteki adamlar bir araya gelip türlü hikayeler anlatır. Bu hikayelerden biri de Emlyn McCarron’un Solunum Metodu hikayesidir. Bilindiği üzere hamile kadınların doğumda doğru soluk alıp vermeleri çok önemlidir. Emlyn’in hikayesi de hamile bir kadına aittir. Ancak bu kadın sıradan değildir. Üstünde evli olmayan hamile bir kadının sorumlulukları da vardır. Hikayedeki esas çarpıcı olan şey ise sonu. Bu hikaye diğerlerine göre biraz daha gizem içeriyor ve evet ben bir King eseri okuyorum dedirtiyor. Kulüple bağlantılı başka bir hikayesinin daha olduğunu öğrendim. King’in evreni sandığımdan da geniş. Hatta kitapla alakalı küçük bir ayrıntı da vermek istiyorum. İkinci hikayede yer alan Andy Dufresne’in müşterilerinden biri, hapse girmeden önce Kurt Dussander’ın ta kendisiymiş. Ona hisse senetleri konusunda danışmanlık yapıyormuş. İki hikayenin birbiriyle alakası olmamasına rağmen aynı evrende geçiyor olması güzel bir detay. Sonuç olarak ben Kuşku Mevsimi’ni çok beğendim. Korku – Gerilim alanında henüz kitabını okumasam da Drama türünde de gayet başarılı buldum.  

1
Yorumlar

Bir Cevap Yazın

SEO Reseller Program
Ziyaretçi

Awesome post! Keep up the great work! 🙂