Leyleklerin Uçuşu

Birden insanın tanımadığı erdemin, o nefis hafifliğin ne olduğunu anladım. Kuşlara bakınca kuşların dünyasından, kanat çırparak ilerleyen bu doğal zarafetten daha büyülü bir şey olamayacağını fark ettim.

Tatlı Avrupa

Louis Antioche annesini, babasını ve abisini bir trafik kazasında kaybettikten sonra, Georges ve Nelly Braesler adlı bir diplomat çift tarafından büyütülmüştür. Antioche 32 yaşındadır, tarih ve felsefe eğitimleri almış ve tarih doktorasını henüz tamamlamıştır. Diplomat ailesi ona, kendisi gibi birini arayan İsviçreli bir kuşbilimci dostları olduğunu ve işin birkaç ay süreceğini söyler.

İsviçreli ünlü bir kuşbilimci olan Max Böhm kendisinin 40 yıldır kuşlarla ilgilendiğini ve özellikle beyaz leylekleri takip ettiğini, onların inanılmaz bir göçmen olduklarını ve inşaat mühendisi olmasına rağmen yıllarca onları takip ettiğinden bahseder. Artık emekli olduğu için de onları Montrö’de, yaşadığı yerden takip ettiğini ve o yıl doğu leyleklerinin baharda geri gelmediklerini belirtir. Louis’den gelecek ağustosta aynı göç yolunu kullanacak yavru leylekleri göç boyunca izlemesini ister. İşle ilgili maaş ve tüm masrafların ise Avrupa Leyleklerini Koruma Derneği (ALKD) tarafından karşılanacağını söyler. Louis işi kabul eder ve ağustos geldiğinde detayları tekrar gözden geçirmek üzere ayrılırlar.

Yolculukla ile ilgili ayrıntıları öğrenmek üzere Max’i ziyaret eden Louis, onu bir leylek yuvasında ölü olarak bulur. Olayın ilginç yanı ise cesetin bir bölümünün leylekler tarafından yenmiş olmasıdır.

Olayı müfettiş Dumaz araştırmaktadır. Max’ın otopsisini kalp cerrahı Catherine Warel yapar. Otopsi sonucu kalp krizidir. Diğer taraftan otopside Max Böhm’e yaklaşık 2 yıl önce kalp nakli yapıldığı anlaşılır. Fakat olayın ilginç yanı nakledilen kalbin vücuda çok fazla uyumlu olmasıdır. Sanki vücudun zaten var olan bir organı gibidir. Catherine, yapılan naklin işini iyi bilen biri tarafından yapıldığını ancak Max’ın o bölgede bir hekiminin bile olmadığını belirtir.

Otopsi sonucunu öğrenen Louise, kuş bilimcinin evine gider. Louise evde yaptığı incelemede, leyleklerle ilgili birçok dosya bulur. Diğer taraftan büyük salondaki basamaklar aklına gelir ve kerevetlerin iyi bir gizli bölme aracı olduğunu düşünür. Haksız da sayılmaz çünkü 3 zarf bulur. Bu zarflardan birinde Louise, Max’ın karısı ve oğlu ile olduğu bir aile fotoğrafı bulur. İkincisi zarfta kime ait olduğu belli olmayan tarihsiz ve yorumsuz bir göğüs röntgeni vardır. Üçüncü zarfı açtığında ise Louise donup kalır. Zarfta, bir çeşit insan mezbahasını gösterir, kesilmiş vücut parçalarının ve kan izlerinin bulunduğu bir odaya ait fotoğraflar vardır. Louis bu zarflardan Müfettiş Dumaz’a bahsetmez. Louis leyleklerin göç yollarını incelemek amacıyla çıkacağı yolculuktan vazgeçer. Fakat müfettiş olayı aydınlatmak için Louis ’in kendisine yardımcı olmasını ve yolculuğu yapmasını ister. O ise Paris’e gitmeden önce bir telesekreterini arar. Kuşbilimi eğitiminde tanıştığı biyoloğun mesajı vardır. Leyleklerin yola çıktığını haber veren bir mesajdır. Louis Paris’ e gitmekten vazgeçer ve Lozan-Viyana uçağına yetişir.

Sofya, savaş zamanı

Louis, Viyana’dan Bratislava’ya geçer ve burada kuş bilimci Joro Grybinski ile – Max Böhm ile yaptığı planlama doğrultusunda- görüşür. Louis burada bütün kuşların değil halka takılı olan özellikle de iki halkalı leyleklerin dönmediğini öğrenir. Diğer taraftan Joro, Louis’den önce kendisini iki Bulgar’ın ziyaret ettiğini öğrenir. Bu iki Bulgar Uluslararası bir örgüt olan Tek Dünya’nın üyesi olarak kendilerini tanıtmışlardır. Louis, bir diğer göç yolu olan Sofya’ya geçer burada dilbilimci Marcel Minaus ile buluşacaktır. Bulgaristan’daki kuş bilimci Rayko Nikoliç’i bulmada ona yardım edecektir. Bu arada Müfettiş Dumaz da araştırmasına devam etmektedir. Fax yoluyla Louis’e araştırmasındaki ilerlemeler hakkında bilgiler verir. Dumaz, Max Böhm’ün iş için gittiği Afrika’da elmas kaçakçılığına bulaştığını ve bir servet sahibi olduğunu tespit etmiştir. Louis Marcel ile bir çingene olan Rayko’yu ararlar ancak onun öldürüldüğünü öğrenirler. Dahası katillerin Raykonun yüreğini çaldıklarını öğrenirler. Louis İstanbul’a gitmek için hazırlık yapar. Doğu ekspresine binmek için gara gelirler. Marcel ve sevgilisi Louis’i uğurlarken iki katil onları öldürür. Louis garda kaçar ve iki katil ile kovalamacaya girer.

Nihayetinde birini öldürür ve İstanbul’a gelir. Oradan İzmir’e İzmir’den de Rodos’a gelir. Buradan da İsrail Hayfa limanına gidecek olan gemiye biner. Beytşan’da görüşmek istediği kişi İdo Gabor’dur. Ancak kız kardeşi Sarah’tan onun da öldürüldüğünü öğrenir. Sarah Louis’e İdo’nun çalışmalarında bahseder. Louis burada çok önemli bilgilere ulaşır. Max Böhm’ün leylekleri kurye olarak kullandığını ve ayaklarına bağlanan halkalar ile bunu sağladığını öğrenir. Louis burada Bulgaristan’daki katillerden diğerini görür kovalamacanın sonunda onu da öldürür, kendisi ise yaralanır. Bir kampta, Tek Dünya adlı bir örgüte mensup İsviçre’li Doktor Christian Lodemberg tarafından tedavi edilir. Tek Dünya örgütü uluslararası bir yardım kuruluşudur ve ücretsiz sağlık hizmetleri vermektedir.

Ormanın Derinliğinde

Louise, yolculuğuna Afrika ile devam eder. Elmas kaçakçılığının kaynağının Afrika olduğunu düşünmektedir. Çad’ın başkenti N’Djamena’ya gelir ve bir otele yerleşir. Otelin personel müdürü olan Bonafe ile tanışır. Pigmeler hakkında araştırma yaptığını söyler ve bilgi almak ister. Pigmeler elmas madenlerinde çalışmaktadırlar. Bu sayede Louis elmas kaçakçılığı hakkında bir şeyler öğrenebileceğini düşünmektedir. Louise bir rehber eşliğinde Pigmelerin çalıştığı elmas madenlerinin bulunduğu bölgeye ormanın derinliklerine doğru ilerler. Bölgedeki elmas madenleri Otto Kiefer adında gaddar birisi tarafından yönetilmektedir. Louis burada Max Böhm ’ün de bir dönem çalıştığını öğrenir. Bu bölge aynı zamanda leyleklerin göç yolculuğuna başladıkları yerdir. Louise kalp nakli ameliyatları ile ilgili araştırmalar da yapar ve bu bölgede ilk kalp nakli yapan doktor ile ilgili bilgilere ulaşır. Kalp nakli ameliyatları ile ilgili olarak çok önemli bilgiler edinmiştir. Nakil için en önemli husus uygun bir verici bulmaktır. Bunun için en iyi çözüm ise bir kardeş ya da yakın akrabadan nakil yapılmasıdır. Louis burada Max Böhm’ün bir kalp hastası olduğunu öğrenir ve Afrika’da kaldığı süre içerisinde Fransız bir doktor tarafından tedavi edilmiştir. Max Böhm’ün tedavisi ile ilgili dosyalara ulaşabilmek amacıyla, tedavi gördüğü hastaneye gider. Hastanede Max’in oğluna ait dosyayı bulur. Max’in oğlu karaciğer hastasıdır ve uzun süre tedavi görmüştür, 1977 yılında ise ölmüştür. Louise çocuğun otopsisini yapan doktoru bulur ve çarpıcı bir sonuca ulaşır. Otopside Max’ın oğlu Philippe’in kalbinin çıkarıldığı anlaşılır. Louis her şeyi anlamıştır. Oğlunun kalbi babasına nakledilmiştir.

Louise rehberi Gabriel ile birlikte elmas madenlerine gitmek için yola çıkar. Bu sırada Gabriel’in kabilesinde on beş yaşında bir kız çocuğunun öldüğünü öğrenirler. Louise kızın cesedinin bulunduğu köye gider ve burada hemşire Pascale ile görüşür. Hemşire Pascale’nin çalıştığı klinik Tek Dünya örgütüne aittir. Louise, kızın cesedine otopsi yapılmasını sağlar. Sonuç Louise tahmin ettiği gibidir. Kızın kalbî, diğer cinayetlerdeki gibi, kız daha canlı iken çıkartılmıştır. Diğer taraftan her bir ölümün hayvan saldırısı ile ilişkilendirilmeye çalışıldığını anlar.

Louise elmas madenlerinde Otto Kiefer ile görüşür. Kiefer AİDS’tir ve çok hastadır. Louis’e her şeyi anlatır. Max Böhm’ün leylekler aracılığı ile elmas kaçakçılığı yaptığını, ayrıca Max’in ölmek üzere iken, zaten hasta olan oğlunun kalbinin alınarak tedavi edildiğini anlatır. Louis hikâyeyi dinledikten sonra Kiefer’i öldürür.

Cehennemde Bir Sonbahar

Louis’in yolculuğunun sona erer ve Paris’e döner. Ancak burada da sürprizler onu beklemektedir. Müfettiş Dumaz, elmas borsasında Sarah Gabor adlı İsrail’li bir kadın tarafından öldürülmüştür. Louise, Max Böhm’ün otopsisini yapan Catherine Warel ile görüşür ve ondan çok ilginç bilgiler öğrenir. Catherine, Max Böhm’e yapılan kalp naklini merak etmiş ve ameliyatı kimin yapmış olabileceğini araştırmıştır. Ulaştığı isimlerden en önemlisi ise, 1960 yılında insana maymun kalbi takarak ilk kalp naklini gerçekleştiren Fransız cerrah Pierre Senicier’dir. Fakat Senicier, 1965 yılında, yılbaşı gecesi ailesiyle birlikte öldürülmüştür. Max Böhm’ün kalp naklî ameliyatı ise 1977 yılında yapılmıştır.

Louis’in araştırmalarına devam eder ve annesi Nelly’e Pierre Senicier’i sormak üzere gider. Sürprizler Louis’in peşini yine bırakmamaktadır. Annesi Louis’e, geçmişte yaşanan her şeyi anlatır. Nelly’nin yakın bir arkadaşı olan Marie-Anne, Pierre Senicier ile evlenmiştir. Marie-Anne, Nelly’e gönderdiği mektuplarda kocası ile ilgili korkunç hikâyeler anlatmıştır. Marie-Anne’ in İki oğlu olduğunu fakat büyük oğlunun bir intihar girişiminde bulunduğunu ve kalbinde tedavisi olmayan bir hastalık meydana geldiğini anlatır. Pierre Senicier, oğlunu yaşatabilmek için her yolu denemiştir. Senicier küçük oğlunu ise hiç sevmemektedir. Bu sırada aile Orta Afrika’dadır ve bir yılbaşı gecesi evleri hapishaneden kaçan mahkûmlar tarafından ateşe verilir. Bu olayda aileden herkesin öldüğü haberi yayılmış, ama gerçekte kimse ölmemiştir. Marie-Anne küçük oğlunu Nelly ve kocası Georges’e emanet etmiştir. Diğer taraftan kimsenin onu bulamaması için de iki elini ateşe sokmuştur. Böylece çocuğun hayatı boyunca hiç parmak izi olmayacaktır. Marie-Anne kocasına küçük oğlunun yangında öldüğünü söyler. Çünkü adam, büyük oğlunu yaşatmak için, küçük oğlunun kalbinin büyüğe nakledilmesini düşünmektedir. Diplomat aileye verilen bu çocuk Louis’dir. Aile yangın olayından sonra isim değiştirerek başka bir yere yerleşmiştir. Louis Nelly’den isim değiştiren babasının kim olduğunu sorar. Babasının yeni adı Pierre Doisneau’dur. Tek Dünya örgütünün kurucusu.

Kalküta, Devam ve Son

Seniceir bu örgütü, oğluna en uygun kalp dokusunu bulmak için kurmuş ve dünyanın her tarafında örgütlenmesini sağlamıştır. Louise ailesinin halen Hindistan’da olduğunu da öğrenir ve Kalküta’ya gider. Annesiyle görüşür ve abisinin de hasta yatağında olduğunu görür. Babasının ameliyathanesini sorar. Bodrumda olduğunu ve geceleri oraya indiğini öğrenir. Gece ameliyathaneye gelir. Babası boynundan şırınga enjekte eder. Tam o anda Louis silahını ateşlemeye çalışır ama tutukluk yapar. O hengâmede babası annesinin kafasını uçurur ve bir patlama olur. Cüce çingene Milan Curiç tüfeğiyle Pierre’i vurmuştur. Sonra gidip kardeşi Frederic’in hayatına son verir. Curiç de Seniceir’in mağdurlarından biridir. İki cehennemden çıkan dost bir daha birbirini görmemek üzere ayrılırlar. Her şey sona ermiştir.

Yorum

Beş ana bölümden oluşan kitap giriş, gelişme ve sonuç bölümleriyle beni ayrı ayrı heyecanlandırmayı başardı. Ana karakterimiz Louis’in geçmişi ile olan bağı ve bu bağın kurgulanması kitap boyunca çok iyiydi. Max Böhm karakteri de geçmişiyle kitapta çok önemli bir yere sahip. Max’in elmas ticaretinin sekteye uğramasıyla eski dostu Seniceir’in bu olayda parmağının olmasından şüphelenmesi ve yaşadığından bir haber oğlu Louis’i peşine sürüklemesi kitabın can alıcı noktası oldu. Belki de kitabın bütün kurgusu bunun üzerine inşa edilmiş demek hiç de yanlış olmaz.

Final kısmında yaşananların çok ani geliştiğini ve adeta oldubitti ye getirildiğini düşünsem de beni son derece tatmin ettiğini söyleyebilirim. Kitap ile beraber adeta dünya turu yapmaktayız. Grange, toplumsal çözümlemelere de bu vesileyle yer vermekte. Diğer yandan son derece başarılı tasvirleri bu kitaba değer katan önemli etmenlerden biri. Şiddet bölümlerinin tüyler ürpertici olduğunu söyleyebilirim.

Sonuç olarak Leyleklerin Uçuşu’ nun, bu türü seven tüm kitapseverlerin zevk alarak okuyacağı enfes bir kitap olduğu inancındayım.

Künye

Orjinal Adı: Le vol des cigognes

Orijinal Dil: Fransızca

Yayın Tarihi: 1994

Türkçe Yayınevi: Doğan Kitap

Türkçe Yayın Tarihi: 2002

Çevirmen: Ali Cevat Akkoyunlu

Sayfa Sayısı: 302

Kimler Neler Demiş?

Bir Cevap Yazın